İlk çıkışında özel eğitim gereksinimi olan bireylerin eğitiminde bir yaklaşım olarak ortaya atılan farklılaştırma ve bireyselleştirme kavramları günümüzde artık herkes için uygulanabilirliği tartışılmaktadır. O yüzden bazı kavram kargaşalarının olması oldukça doğaldır. Şimdi bu kavramları incelemeye başlayalım.

Özel eğitim gereksinimi olan bireyler, bilişsel, duyuşsal, davranışsal özellikleri ile normallerden farklılık gösteren bireylerdir. İşitme ve görme engelli, zihinsel yetersizliği olan, duygu-davranış bozukluğu olan, ortopedik yetersizliği olan,  öğrenme güçlüğü olan,  özel yetenekli bireyler gibi 12-13 alt gruba ayrılmaktadırlar.

Bu öğrenciler bireysel farklılıkları nedeniyle öğretimde de farklılaştırmanın yapılmasını hal ederler. Örneğin görme engelli bireye daha çok işitsel ve diğer duyuları kanalıyla öğretim farklılaştırılır. Zihinsel yetersizliği olan bireye daha somut, yakın ve kolay örnek ve materyallerle öğretim farklılaştırılır. Üstün/özel yetenekli bireye ise daha zor, soyut ve karmaşıklıkla öğretim farklılaştırılır.

Bunun nedeni bu bireylerin öğrenmelerinin daha kolay olması, eğitimsel ihtiyaçlarını daha kolay karşılamaları içindir. Farklılaştırma, bireysel farklılıklar olan öğrenme stili, hazırbulunuşluk ve ilgi üzerine genelde bina edilir. Müfredat bu bireysel farklılıklara göre adapte edilir. Farklılaştırmayı yaparken biz sınıf ortamını dikkate alırız. Sınıf ortamında farklılaştırma yaparız. Esnek gruplamalar yapılır, bireysel çalışmalar yapılır. Farklılaştırmada hedef sınıf içindeki bireysel farklılıklara hitap edecek şekilde öğretimsel stratejilerin kullanılmasıdır. Farklılaştırılmış Öğretim kitabımda 21 farklı stratejinin kullanılabileceğini belirttim. Bu strateji sayısı elbette artırılabilir. Bu stratejilerle öğrencilerin öğrenme profillerine hitap edecek şekilde sınıfta öğretim farklılaştırılır. Farklılaştırmanın içinde öğrencinin bireysel ve bağımsız olarak çalışabileceği “Bağımsız Çalışmalar”,  “Öğrenme Merkezleri” gibi stratejiler de kullanılabilir.

Bireyselleştirme de ise öğrencinin öğrenmesinin ve eğitimin daha etkili yapılabilmesi için bireysel çalışmalar esastır. Özel eğitim gereksinimi olan çocuklar için Bireyselleştirilmiş Eğitim Planı yapılması yasal olarak esastır. Bu planda bireyin performansı değerlendirilir, tüm unsur ve bileşenler dikkate alınarak yıllık (uzun dönemli amaçlar) amaçlar oluşturulur. Bu amaçlar kısa dönemli amaçlar halinde plana yazılır. BEP adı verilen bu plan ya da programın günlük uygulaması ise Bireyselleştirilmiş Öğretim Planı (BÖP)’dır. Bu plana her bir özel eğitim gereksinimi olan öğrenciye has öğretimsel stratejilerle öğretim yapılır. Bu öğretim tamamen o öğrencinin en iyi şekilde öğrenmesi ve istidatlarını geliştirmesine yöneliktir. Öğretim sonunda ise genelse Ölçüt Bağımlı Test (ÖBT)’ler kullanılır. Öğretimin akıcılık, kalıcılık ve genelleme şeklindeki durumu kontrol edilir.

Şimdi sınıfımızda özel eğitim gereksinimi olan öğrenci de bulunabilir. Bu öğrenci için bireyselleştirme de yapılabilir. Eğer sınıf bireysel farklılıklara önem veren bir öğretimi uyguluyorsa, genel anlamda farklılaştırma yapılıyor demektir. Bu kapsamda bireysel planlar da uygulanıyorsa bireyselleştirme yapılıyor demektir.

“Aslında genelde farklılaştırmanın yapıldığı yerde bireyselleştirmenin yapıldığını da söyleyebiliriz”

Bireyselleştirme, başlı başına öğretimin bireye yönelik farklılaştırılmasıdır.

Şimdi kim kimi kapsar derseniz, farklılaştırma bireyselleştirmeyi de içine alan bir kavramdır. Ancak her bireyselleştirme farklılaştırma değildir. Örneğin farklılaştırmada öğrencilerin öğrenimsel stil tercihlerine göre düzenleme yapılır. Tek başına çalışma yapmak istemeyen öğrenciler olabilir. Onlar grup ve ekip çalışması şeklinde etkinlikler yaparak öğretim farklılaştırılır. Eğer bireyselleştirme uygulasaydık bu öğrencilerin bireysel farklılıklarını yok sayacaktık.

Peki Bireyselleştirme Normallere de Uygulanabilir mi?

Bu sorunun yanıtı evettir. Çünkü, artık gelişmiş ülkeler öğretimde en etkili stratejilerin arayışındadırlar. Bireyselleştirme, zordur ve dolayısıyla maliyetlidir. Ancak nasıl ki evde tek telefon vardı. Şimdi herkesin ayrı telefonu var. Aynı şekilde zorunlu bir şekilde eğitim ve öğretim bireyselleşecektir.

Şimdi bireyselleştirme ile ilgili stratejileri inceleyelim. Bunlardan bir kısmı aslında bizim aşina olduğumuz stratejilerdir. Bunlar, danışmanlık, mentörlük, koçluk,  tutorluk gibi stratejilerdir.

Danışmanlık ve mentörlük bilgi ve deneyim paylaşımıdır. Uzun süreçlidir. Ancak danışmanlık daha resmi halidir. Mentörlük daha informal ve daha fazla duygu paylaşımı içerir. Üstün zekalılar eğitiminde en etkili strateji mentörlüktür.

Tutorluk, sadece bilgi paylaşımıdır. Kısa sürelidir genelde. Bizim kültürümüzde özel ders hocalığı tutorluk örneğidir. Şirketlerin personellerine verdikleri eğitimler genelde tutorluk şeklindedir. Bazı becerilerin geliştirilmesinde daha ekonomik ve kolay olması nedeniyle tutorluk tercih edilir.

Koçluk, bu alan yeni yeni öğretime girmeye başlamış bir alandır. Ancak, ben bu işi hakkıyla yapabilen çok az kişi olduğunu düşünmekteyim. Koçlukta strateji öğretimi vardır. Kişi uzun uzun izlenmez, sorun yaşadığı alanların geliştirilmesi için stratejiler kendisine sunulur. Birey de o stratejileri uygular, daha başarılı olmadığına bakılır.

Bu stratejilerin birebir uygulanması gerektiğini anladığımıza göre farklılaştırmadan farkını da anlamış olduk. Farklılaştırma, öğretimin herkese aynı müfredatın ve eğitimin sunulmasına yönelik çözümdür. İçinde bireyselleştirmeyi de barındırır ama herkese eğitimi bireyselleştirmesi mümkün değildir.

Bireyselleştirme ise sadece bireye yönelik olarak eğitim ve öğretimin uyarlanması olup, birey ana eksendedir. Oldukça etkilidir, ancak bir o kadar da zor ve maliyetlidir.

Eğitimin gideceği en son noktanın bireyselleştirme olacağını da burada anlamışızdır. Zaten aileler de çocuklarının daha iyi öğrenmeleri, eğitilmeleri için özel ders aldırmakta ya da çocuklarına mentör belirlemektedir. İleride ekonomimizdeki iyileşmeye paralel olarak bunların daha fazla yapılır hale geleceğini göreceğiz. Zaten yetenek gelişimine ve yetenekli kişilerin istihdamına odaklanmış şirketlerin, oluşumların mentörlüğü uyguladığı görmekteyiz.

Yaratıcılık gelişiminde de “mentör bul” diyen Torrance, üstün/özel yetenekli öğrencilerin eğitimlerinde mentörlüğün en etkili strateji olabileceğini ima etmiştir. Üstün Yetenekliler Üniversite Köprüsü Eğitim Programı (ÜYÜKEP) modelinde mentörlük ve e-mentörlük stratejisini önerdim ve uyguladım. ÜYÜKEP Modeli kitabımda mentörlüğün nasıl olması gerektiği hakkında bilgi vermekteyim. Umarım bu model ülkemizde etkili bir şekilde uygulanarak yaygınlaşır. Böylelikle üstün/özel yetenekli çocuklar için en etkili strateji olan mentörlükle yetenek gelişimlerine katkı sunmuş oluruz.

Doç. Dr. Hasan Said TORTOP

Üstün/Özel Yetenekliler Uzmanı